dilaygngnc asked: ahahaha, o değil de şarkıyı da hala ezbere biliyorum. ayrıca büyük bir ricamdır ki, şu şarkının çalınamamasını da yazmalısın bir ara ! :)
Ahahahaha onu yazmaya kalksam tekrar yaşarım o anları, ruhum çürür bebeğim. Kıyamıyorum kendime yani. Şarkı yapıştı beynimize canım artık ne yaparsak yapalım gitmeyecek. Ne günlerdi ya!
Armoni,
Lisede Armoni derslerimiz başlamıştı. Sınıfımı gerçekten seviyodum, üst sınıflardan kalanlar da eklenince iyice eğlenceli bi hale gelmişti dersler. Armoni hocamız enteresan bi adamdı. Akor geçişlerinden maydonozun faydalarına, ordan omlet tarifine kadar gelen geniş bi skalası vardı hocanın. Armoniyi daha iyi anlamamız için bi şarkı okuyoduk koro halinde, sınıftaki piyanist de akorları piyanoda çalıyodu. Müthiş yetenekli piyanist arkadaşımız asla o kolay şarkıyı sonuna kadar çalamadı, isyan edip kemancılardan biri çalmıştı hatta en son. Neyse o apayrı bi hikaye. Gelelim şarkıya, şarkı aynen şöyleydi;
Bu güzel, bu minik kedinin
Adını bile bilmiyorum
İster Mercan, ister Pamuk olsun
Bakışlarını seviyorum
Bir sıcaklığı var ya
Kucağıma aldığımda
Bir can taşıyor ya
İşte ben bunu seviyorum
Şimdi liseye yeni başlamış, her şeyi sekse bağlamaya yeni başlamışken, her şeyle dalga geçerken bu şarkıyı görmezsen gelmek nasıl olabilirdi? Yıllar yılı o armoni dersinde, o şarkıyı söylemiş hangi sınıf olursa olsun bu şarkıyla mutlaka dalga geçilmiştir.
Bir sıcaklığı var ya, kucağıma aldığımda, bir can taşıyor ya, işte ben bunu seviyorum ne allasen? 20 yaşına geldim hala adamın hatunu kucağında zıplatışı geliyo aklıma. Bir sıcaklığı var ya ne? Kucağıma aldığımda ne?
Sevgili sevgili,
Sırtımı sevsen keşke, ben öyle hayaller kursam falan. Ne zaman nerde olduğumu unutsam, o daha önca hiç hissetmediğim o kelebekleri hissetsem karnımda. Konuşmasak, sadece uzaktan bakıldığında tebessüm oturmuş olsa yüzümüze, gözlerimiz kapalı. Fonda The Poet Acts çalsa. Çok depresif ama aslında değil. Depresif huzur var o parçada. Çünkü ben seninle günlerce, aylarca dışarı çıkmamak, bütün gün beraber olup hiç konuşmadan, gözlerimizle anlaşarak sevimli şeyler yapmak istiyorum. Romantik komedi filmlerinden alınmış en klişe sahneleri yaşayalım istiyorum. Ben kek yaparken sen arkadan belime sarıl sonra ben anlamsızca şımarıp burnuna kek karışımını süreyim, sabahları ben üzerimde hiç alakası olmadığı halde erkek arkadaş gömleğiyle kahve hazırlayayım ve sen hiçbi şekilde uyanmadığın için yanına kahve bardağıyla gelip kokusuyla uyandırayım seni sonra kahve bahane günaydın seksi şahane moduna girelim. Böyle böyle minnoşlaşalım, yaşayıp gidelim… Çok şey istemiyorum ama her şeyi istiyorum sevgili.
Sadece haftasonları aynı ortamda bulunduğum, yüzeysel bi arkadaşlık içinde olduğum insan. Haftasonu karmaşası, gürültüsü, alkolü, sarhoşluğu içinde geçen bikaç dakikalık konuşmalar. Kalabalık ortamlarda başka insanlarla, başka muhabbetler içinden sıyrılıp arada yapılan geyikler. Sonrasında bambaşka bi şekilde, bambaşka bi yerde, bambaşka bi zaman karşılaşıp saatlerce muhabbet etmemiz sonrasında ne kadar güzel bi insan olduğunu farkettim. Zaten o yüzeysel arkadaşlık süresince de iyi bi insandın gözümde. Şimdi değerin çok daha fazla, çok daha iyisin. Oturup düşününce aslında haftasonu ortamlarından tanıdığım insanları aslında hiç tanımadığımı farkediyorum. Bunun kanıtı sensin. İyi ki varsın, iyi ki var tesadüfler, sayesinde güzel bi insan girdi hayatıma güvenebileceğim.
Öperim minnoşum.
Sor bana pişman mıyım?
Yaptığım, yaşadığım şeylerden çok nadir pişman olmama rağmen, son zamanlarda sık sık pişman olduğum durumlarla karşılaşıyorum. Bu durum beni acaba ben mi körü körüne pişmanlık hissetmek için uğraşıyorum, yoksa huyum mu değişti de ottan boktan pişman oluyorum diye düşünmeye sürükledi. Yaşadığım olayları, durumları düşündükçe iyice içinde kaybolmaya başladım. Bazı insanlara gereğinden fazla değer verdiğimi, kendimden önce onları düşündüğümü ama aslında bu değeri gram haketmediklerini farkettim. Bu ”ben süperim, bende hiçbi sorun yok, ben çok seviyorum insanları da insanlar yarrak kürek tipler” tribi değil ama. Hayatını çok spontane yaşayan bi insan olarak ”bazı” kişilerle ilgili, bazı durumlarda o kadar detaycı davranıyorum ki kendimle çelişmekten ruhumun suyu çıktı. Diğer yandan ben böyle içten içten kendimi yerken, karşımdakine hiçbi şey çaktırmayıp bi de ona kızma huyu edindim, tabii kızdığımı da farkettirmiyorum aslında. Sanırım bu değer verdiğimden kaynaklanıyor.
Bazen bi insanla tanışmanın hayatımı hem çok iyi, hem de çok kötü etkilediğini düşünüyorum. Şu sıra da o düşüncenin içinde bi o tarafa, bi bu tarafa doğru sürükleniyorum. İçten içe bi yandan özleyip, bi yandan da suratına bi tane geçirme isteği hissediyorum içimde. Yine kimsenin haberi olmadan.
Ama….
Tekrar düşündüm de, hiç pişman değilim onunla tanıştığıma.